Ben aşıktım o kumraldı.

Bana iyi gelecek bir tek şey var artık. Benim yüzümü güldürecek bir tek kişi.. Büyük beklentilerim yok, kurduğum en baba hayal bile standart ve ortalama. İçinde rengi çok önemli olmayan panjurlar, ev oturmaları, adı Nar olan bir kız çocuğu ve ille de öpmeden uyumayacağım bir çift çıkık elmacık kemiği olan, bana ait, minik bir dünya. Hepsi bu kadar. Valla hepsi bu kadar, artan bir şey varsa alın aranızda paylaşın…

Perec bir kitabında şey diyordu, insan mutluluğu yakalayamaz, insan mutluluğu tarif bile edemez. İnsan sadece nedensizce mutlu olur, nedensizce de mutsuz. Bu ikisini birbirinden ayıran herhangi bir çizgi falan da yoktur. Sadece hayat vardır, içinde her boku barındıran lanet bir hayat, sırası geldikçe de her şey yaşanır. O kadar.. Şimdi diyorum ki ben de Perec ustanın affına sığınarak, sıram gelmedi mi hala?

Mutluluğun tarifi ile küçük hayal dünyası arasında gidip gelen samimi birkaç satır yazı. Bazen bazı insanlar anlatmak istediklerimi ancak anlatamadıklarımı böyle güzel şekilde ifade edebiliyorlar.

İnsan sadece nedensizce mutlu olur.

"Kabullenmek,
kendi mezarına toprak atmak gibidir bazen.."
Burak Aksak
otisakaman:

Ne kadar göstermelik de olsa dünya islamofobi ile mücadele ederken halkının büyük çoğunluğu müslüman olan ve de demokrasi ile -ne kadar demokratik yönetiliyoruz o tartışılır tabi- yönetilen ülkelerden biri olan Türkiye’de giderek artan islamofobiye dikkat çekmek isterim.
Kelime anlamı olarak islam korkusu anlamına gelen islamofobi; 11 Eylül saldırılarından sonra daha çok islam dinine ve müslümanlara karşı önyargılardan dolayı oluşan nefret veyahut günümüzde kullanılan medya kanalları aracılığı ile yapılan nefret söylemlerini karşılayan bir sözcük olarak kullanılmakta.
Dünya boyutunda Amerika’da özellikle devlet dairelerinde ya da müslüman insanlara, ortadoğu kültürünü yansıtan giyime sahip insanların havalimanlarında terörist muamelesi görmesi gibi Avrupa kıtasında göçebelere uygulanan ayrımcı politikalar, cami karşıtı eylemler islamofobiye örnek gösterilebilir.
Türkiye boyutunda ise özellikle muhafazakar bir partinin hükümeti devralmasıyla başlayan süreçte bugüne kadar hor görülen cahil kesim olarak nitelendirilen daha mütevazı hayata sahip Anadolu insanının kendini önplanda hissetmesi sonucu daha ulusalcı kesimde artan zamanında türban üzerinden yapılan ezikleştirme politikaları malesef günümüzde islam üzerinden nefret söylemleri şeklinde yapılmaya başlandı. Ne kadar bunu yapanlar kendilerini müslüman aynı zamanda çağdaş veyahut kemalist olarak nitelendirseler de giderek muhafazakar kesimi ezikleştirme çabası bence islamofobi olarak nitelendirilebilir. Son zamanlarda türbanın kamuda serbestleşmesi üzerinden yapılan sözde espriler, eleştiriler incelendiğinde hali o yüzeysellikten derine indiğimizde açıkça islamofobi izlerini görebiliriz.
Burada da atılan postlarda görüyorum direkt olarak bu yapılmakta. Tumblr kullanıcılarının çoğunun da yaş olarak çok küçük ve ortalama bir zekaya sahip olduğunu düşünürsek istemeden de olsa islamofobinin ekmeğine tereyağ süren çok insan var. Özellikle kendini sosyalist-komünist olarak adlandıran sözde düşünce özgürlüğüne sahip sonradan görme bloggerların paylaştığı fazlasıyla nefret söylemi içerikli postlar sonucu bu kanıya vardığımı söyleyebilirim. Dikkat etmenizde, bu tür paylaşımlarda nefret söyleminden uzak durmanızda yarar var dostlar.

otisakaman:

Ne kadar göstermelik de olsa dünya islamofobi ile mücadele ederken halkının büyük çoğunluğu müslüman olan ve de demokrasi ile -ne kadar demokratik yönetiliyoruz o tartışılır tabi- yönetilen ülkelerden biri olan Türkiye’de giderek artan islamofobiye dikkat çekmek isterim.

Kelime anlamı olarak islam korkusu anlamına gelen islamofobi; 11 Eylül saldırılarından sonra daha çok islam dinine ve müslümanlara karşı önyargılardan dolayı oluşan nefret veyahut günümüzde kullanılan medya kanalları aracılığı ile yapılan nefret söylemlerini karşılayan bir sözcük olarak kullanılmakta.

Dünya boyutunda Amerika’da özellikle devlet dairelerinde ya da müslüman insanlara, ortadoğu kültürünü yansıtan giyime sahip insanların havalimanlarında terörist muamelesi görmesi gibi Avrupa kıtasında göçebelere uygulanan ayrımcı politikalar, cami karşıtı eylemler islamofobiye örnek gösterilebilir.

Türkiye boyutunda ise özellikle muhafazakar bir partinin hükümeti devralmasıyla başlayan süreçte bugüne kadar hor görülen cahil kesim olarak nitelendirilen daha mütevazı hayata sahip Anadolu insanının kendini önplanda hissetmesi sonucu daha ulusalcı kesimde artan zamanında türban üzerinden yapılan ezikleştirme politikaları malesef günümüzde islam üzerinden nefret söylemleri şeklinde yapılmaya başlandı. Ne kadar bunu yapanlar kendilerini müslüman aynı zamanda çağdaş veyahut kemalist olarak nitelendirseler de giderek muhafazakar kesimi ezikleştirme çabası bence islamofobi olarak nitelendirilebilir. Son zamanlarda türbanın kamuda serbestleşmesi üzerinden yapılan sözde espriler, eleştiriler incelendiğinde hali o yüzeysellikten derine indiğimizde açıkça islamofobi izlerini görebiliriz.

Burada da atılan postlarda görüyorum direkt olarak bu yapılmakta. Tumblr kullanıcılarının çoğunun da yaş olarak çok küçük ve ortalama bir zekaya sahip olduğunu düşünürsek istemeden de olsa islamofobinin ekmeğine tereyağ süren çok insan var. Özellikle kendini sosyalist-komünist olarak adlandıran sözde düşünce özgürlüğüne sahip sonradan görme bloggerların paylaştığı fazlasıyla nefret söylemi içerikli postlar sonucu bu kanıya vardığımı söyleyebilirim. Dikkat etmenizde, bu tür paylaşımlarda nefret söyleminden uzak durmanızda yarar var dostlar.

"Haziran’da ‘çarşı’dan nöbeti devralmaya gidiyoruz’ diye boğaz köprüsünden geçen binlerce Fenerbahçelinin fotoğrafını unutabilir miyiz?"

#otekim #ercahmehmeterdem #nejatişler #selamolsun #altkatüstkatkonuşmaları

"Haziran’da ‘çarşı’dan nöbeti devralmaya gidiyoruz’ diye boğaz köprüsünden geçen binlerce Fenerbahçelinin fotoğrafını unutabilir miyiz?"

#otekim #ercahmehmeterdem #nejatişler #selamolsun #altkatüstkatkonuşmaları

Aklıma sen gelirdin
Sığmazdın kilo verirdin
Yorgun gece sabahında
Evimde çıplak gezerdin ya
Bazı geceler. Bu kadar masum. Bu kadar saf düşüncelerle dolu. Gerçek olmayan, gerçek üstü düşüncelerle.

Yorgunum ve Ağrılar.

“Beni engelleyenin olgular olduğu pek söylenemez , bir korku, aşılabilmesi olanaksız bir korku var ; mutlu olmaktan korkmak, daha yüce bir amaç için kendime acı verme tutkusu ve buyruğu .”

"Kafka. Bir insana söylenebilecek tüm gerçekleri bir çırpıda söyleyen adam. Süslü kelimelerle - süslü ve acı dolu kelimeler - içinizde olanı bir çırpıda dışarı çıkaran ve yüzünüze vuran adam. 

Mutlu olma korkusu. Mutlu olma korkusu. Büyük bir ironi değil mi? Mutluluk ve korku. Bu korku öyle bir noktaya geliyor ki mutluluk reddediliyor. Yerini acı alıyor. Derin acı.Fiziksel acı. Zihinsel acı. Ruhsal acı. Acı. Her türlüsü yerleşiyor. Zaman geçtikçe. Ne felaket bir hissiyat. İstemeden, önümdeki duvarı atlayamadığım için, içine düştüğüm derin çukur: acı.

Mutluluğun tarifi dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insana göre değişir. Öyle bir olgudur ki bu, neredeyse herkes ama herkes için farklıdır. Para getirir bazen mutluluğu, bazen aşk, bazen hüzün, bazen ufak bir bakış, bir temas. Bu bazenler uzar gider.

Bazen. Benim için bazen, mutluluk bazeni, çok ama çok farklı. Şu an yaşıyorum. Yaşıyoruz. Sen farkında değilsin. Ne kadar mutlu olduğum. Sen. Farkında değilsin. Bakma öyle bana. Şu an benden mutlusu yok. Benim için mutluluğun anlamı, dizlerin, kokun, ellerin ve saçlarımı karıştıran o ellerin. Mutluluk; dizlerinde, ellerinle saçlarımı karıştırman.

Sadece bu. Ötesi yok. Fazlası yok. Tek istediğim bu. Oysa bunu bile çok görüyor bazen hayat. Bir kadınla mı konuştun. Seveceksin. Bir kadınla mı görüştün. Sevişeceksin. Bir kadını mı aradın. Saçma şeylerden konuşacaksın. Bir kadını seveceğim ve ondan tek isteğim, saçlarımı okşaması olacak, dizlerinde yatarken. Sadece bu. Şu an olduğu gibi. “

*Ürperdim. Açılan kapı, açık olan pencere arasında amansız bir hava sirkülasyonu oldu. Ürperdim. Dürtüldüm. Ve uyandırıldım. Başımı yastığa koymuş, kanepede uyuya kalmıştım. Can gelmiş. Öyle bir gelmiş ki, uyandığım zaman kurduğum tek cümle şu olmuş.

- Mutluluk bir rüya lan, ben de onu bir tek rüyamda görüyorum, bir tek rüyamda.

Odama geçtim. Gözlerimi kapadım, içimi açtım. Kelimeleri kustum. Taa ki sabah hepsini çöpe atmak için.

Ender - Mutluluk”

Yeni üyemiz. Feride. El salla kızım. 

#mabi #cat #feride

Yeni üyemiz. Feride. El salla kızım.

#mabi #cat #feride

Eylül de bitmiş.

#otekim #otdergi #cemyılmaz #yusufatılgan

Eylül de bitmiş.

#otekim #otdergi #cemyılmaz #yusufatılgan